İçeriğe geç

YANMAK HEP ACITIR MI CANI?

 

    Sıkıntı var doktor, büyük sıkıntı var.  

   Yanıyoruz, cayır cayır yanıyoruz.

Ateş her zaman yakar mı? Alevler harlandıkça artar mı? Yanmak hep acıtır mı canı? Peki, yanığın izi ilelebet kalır mı?

Beyazlığına alevlerin kırmızısı karışsın isteyen bir peri kızı vardı artık bu masalda. Fırtınaların ardına saklanan prensin ona kol kanat germesini bekleyen, o yıkıcı fırtınaya kapılıp gitmek isteyen.

Ama roller değişmeye başlamıştı bir kere. Eskiden kanadının kırılacağını bile bile peri kızını yanında tutan prens artık canının yanmasında ölesiye korktuğu peri kızını içi yana yana karanlığından, geçmişinden uzaklaştırmaya çalışıyordu. Sevdiğinin canı yanmasın diye kendisi yürüyordu ateşe.

Siyahın içi titriyordu alevler içinde yanarken biricik beyazı.

Gözleri, kalbi, ruhu bambaşka kelimelere ev sahipliği yapsa da kalbini bir bıçak gibi kesen kelimeler dökülüyordu dudaklarından Ferhat’ın. Bu zehirli sözcükler peri kızının kalbine ulaştığında ise kesmekten beter ediyordu, saplanıp kalıyordu orada. Sanki tonlarca yük taşıyordu Aslı sol yanında.

Ama prensin kendi fırtınalarının harabelerinden göremediği bir şey vardı. Beyazın geçmişinden gelen sinsi bir tehlike. Aslı’yı kendi karanlığından kurtarmaya çalışırken asıl tehlikeyi göremiyordu Ferhat. Peri kızını savurup yok etmeye gelmiş kasırganın farkına varamıyordu.  Kendi fırtınasından kurtarmaya çalıştığı Aslı’yı büyük bir kasırganın eşiğine bırakıyordu.

İşte asıl sıkıntı burada başlıyordu. Kendi sıkıntılarından korumaya uğraştığı beyazını beklenmedik bir sorun bekliyordu. Eh, akıllarda da bir sürü soru kalıyordu.

Ters yönlerden gelen iki rüzgar birbirine çarptığında ortaya çıkan fırtına kalplerini vuracak mıydı? Fırtınalar dindiğinde birbirlerini bulacaklar mıydı?  Bunca şeye rağmen Beyaz ve Siyah mutlu sona kavuşacak mıydı?

 

Tarih:Dizi Yorumları

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla