İçeriğe geç

          ÇANAKKALE RUHU

                                                   ÇANAKKALE RUHU

Bir tarihtir Çanakkale. Binlerce kahramanın her bir satırını kanlarıyla yazdığı. Dillerden  düşmeyecek bir destandır Çanakkale. Nesiller boyu unutulmayacak fedakarlıkların yapıldığı, gencecik fidanların toprağa karıştığı. Bu vatanın kalbidir Çanakkale. Annelerin evlatlarını kınalar yakarak cepheye yolladığı, kana bulanmış toprakların koca bir nesle mezar olduğu. Mehmet Akif’in de dediği gibi “ Bir hilal uğruna güneşlerin battığı” yerdir Çanakkale.

Metrekare başına 6000 merminin düştüğü, 250 bin askerin şehit olduğu bir savaştı bu. Kurşunu kalmayınca düşman üzerine taş ile yürüyen kahramanların olduğu, tarihin akışının dökülen kanlarla yerle bir olduğu.

Eski Dünya Yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer. / Kaynıyor kum gibi ,tufan gibi mahşer mahşer.

Öyle bir cephe düşünün ki siperler arası 8-10 metre. Kimsenin kurtulma şansı yok. İkinci siperdeki askerler şehit olanları görüyor, aynı kaderi paylaşacağını biliyor ve göz göre göre ölüme yürüyor. Kimileri Kuran-ı Kerim okuyor, okuma bilmeyenler ise Kelime i Şehadet getiriyor.

1.Dünya Savaşı’nın bütün cephelerine bedel bir cepheydi bu. İngilizlerin 200 yıl sonra ilk defa mağlup olduğu.

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker! / Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Bu savaşta yorulan sadece askerler değildi. Doktorların fedakarlıkları unutulacak gibi değildi. Savaş sırasında ümitsiz vakalarla hiç ilgilenilmemiş, kurtulma şansı olanlara öncelik verilmiştir. Bir Türk doktorun önüne kendi oğlu getirildiğinde “ Kurtulma şansı yok.” diyerek diğer hastayı istemiş ve oğlunun mezarına ancak bir gün sonra gidebilmiştir.

Ulusları birleştirmiş bir cepheydi bu, küçücük bir yarım adanın nice evlada mezar olduğu.

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk; / Sade bir hadise ortada vahşetler denk.

Yabancı teğmenlerden biri anlatıyor. “Gözlerimizin önündeki manzarayı anlatmak olanaksızdı. Filikalar hemen hemen birbirine yanaşmış olarak kıyıya kadar uzanıyordu ve içleri parçalanmış cesetlerle doluydu. Sonuncu filika ile kıyı arasında cesetlerden bir iskele vardı. Ölülere basmadan kıyıya çıkmam mümkün değildi ve koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti.”

Satırlara sığmayacak bir destandı Çanakkale. Liselerin şehit olan öğrencileri sebebiyle mezun veremediği, tüm Anadolu’nun seferber olduğu. Mehmet Çavuş’un, Seyit Onbaşı’nın, Yahya Çavuş’un, isimsiz kadın kahramanların kanlarıyla yazdığı.

Büyük Usta “Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.” demiş. Ben de nesillerden beridir kanımıza işlemiş bu ruhu dile getiren bir diğer satırıyla bitirmek isterim yazımı.

Asım’ın nesli.. diyordum ya.. nesilmiş gerçek; / İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.

Tarih:Gazete Yazıları

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla